Dün
gece televizyon karşısında uyuklarken telefonum hala elimdeydi. Bi yandan
kalkıp da yerime yatabilme mücadelesi içindeydim bi yandan da uzun zaman sonra ilk defa yarın telefonu
kurmak zorunda olmadığımı, istediğim kadar uyuyabileceğimi düşünüp kendi kendime
sevindim. Son telefonumu alana kadar yattığım odaya telefon götürme alışkanlığım yoktu. Uyurken
zaten kapatırdım. Gündüzleri de sesini duyabileceğim uzak bir yerde tutardım.
Ha telefon çalınca koşardım bi yerlerden o ayrı.
Ama yaklaşık bir yıldır bütün bu kurallar yalan oldu, bağımlıdan beter olmuştumki dün artık uyukladığım yerde telefonu bırakıp bu yanlış alışkanlıklara bir son vermek istedim. Yarın erken kalkmayacağımı düşünmek zihnimi açtı. Bir anda mutlu olup sanki o koltuktaki yarı uyuyan insan ben değilmişim gibi anında kalkıp odama geldim.
Bir alışveriş çılgınlığı sonunda aldığım, ömrümün sonuna kadar bana yeteceğini düşündüğüm makyaj malzemelerinden bi tane peeling seçip yüzümü yıkadım. Hayır şimdi düşünüyorum da ne demeye almışım onca şeyi bilemiyorum. Bi de hepsi temizleme zımbırtısı. Hiç olmazsa ben de olmayan renklerde rujlar alabilirdim. Madem kendimi iyi hissetmek için bir şeyler alıcam, mantıklı şeyler alabilirdim. Ama işte öyle olmuyor kontrol çok hızlı kayboluyor, kaybolunca da anında beyinle iletişimini kesiyor sonra olaylar gelişiyor. Yine de ne almış olursan ol sonunda mutlu olmuşsan alınan her şey amacına ulaşmıştır bence.
O yüzden fazla takılmayıp bilgisayarı açmaya karar verdim. Saat kaç olursa olsun Robert Downey’li bir şeyler izlemeliydim. Normal değil biliyorum ama ortalama 2 haftada bir onlu bir şeyler izleyip hala sevip sevmediğimi kontrol ediyorum. Kontrol şart. Sonuç olarak onu saplantı haline getirdiğime karar veriyorum. Sonra tekrar izlemeye başlıyorum. Dün artık saat 3e yaklaşmıştı ki önce pcyi sonra ışığı kapatıp yattım. Yatağa yatar yatmaz tabutundan henüz kalkan frenkeştayn gibi yattığım açıyla kalkmam bir oldu. Çünkü aklıma bir anda yarın sabah sınavım olduğu geliverdi. Gelmemiş gibi de yapamazdım. Kendi kendine numara da yapamıyorsun.
Niçenin dediği gibi ”kendi kendine nasıl yalan söylersin, söyleyen kim, söylenen kim olacak”tı. O yüzden kısa bi süre nası unuturum diye sinirlendim. Sonra yapılacak en iyi şeyin uyumak olduğuna karar verdim. Ama öncesinde salona gidip koltukta bıraktığım telefonumu aldım. Saati kurdum, başucuma koydum.
Ama yaklaşık bir yıldır bütün bu kurallar yalan oldu, bağımlıdan beter olmuştumki dün artık uyukladığım yerde telefonu bırakıp bu yanlış alışkanlıklara bir son vermek istedim. Yarın erken kalkmayacağımı düşünmek zihnimi açtı. Bir anda mutlu olup sanki o koltuktaki yarı uyuyan insan ben değilmişim gibi anında kalkıp odama geldim.
Bir alışveriş çılgınlığı sonunda aldığım, ömrümün sonuna kadar bana yeteceğini düşündüğüm makyaj malzemelerinden bi tane peeling seçip yüzümü yıkadım. Hayır şimdi düşünüyorum da ne demeye almışım onca şeyi bilemiyorum. Bi de hepsi temizleme zımbırtısı. Hiç olmazsa ben de olmayan renklerde rujlar alabilirdim. Madem kendimi iyi hissetmek için bir şeyler alıcam, mantıklı şeyler alabilirdim. Ama işte öyle olmuyor kontrol çok hızlı kayboluyor, kaybolunca da anında beyinle iletişimini kesiyor sonra olaylar gelişiyor. Yine de ne almış olursan ol sonunda mutlu olmuşsan alınan her şey amacına ulaşmıştır bence.
O yüzden fazla takılmayıp bilgisayarı açmaya karar verdim. Saat kaç olursa olsun Robert Downey’li bir şeyler izlemeliydim. Normal değil biliyorum ama ortalama 2 haftada bir onlu bir şeyler izleyip hala sevip sevmediğimi kontrol ediyorum. Kontrol şart. Sonuç olarak onu saplantı haline getirdiğime karar veriyorum. Sonra tekrar izlemeye başlıyorum. Dün artık saat 3e yaklaşmıştı ki önce pcyi sonra ışığı kapatıp yattım. Yatağa yatar yatmaz tabutundan henüz kalkan frenkeştayn gibi yattığım açıyla kalkmam bir oldu. Çünkü aklıma bir anda yarın sabah sınavım olduğu geliverdi. Gelmemiş gibi de yapamazdım. Kendi kendine numara da yapamıyorsun.
Niçenin dediği gibi ”kendi kendine nasıl yalan söylersin, söyleyen kim, söylenen kim olacak”tı. O yüzden kısa bi süre nası unuturum diye sinirlendim. Sonra yapılacak en iyi şeyin uyumak olduğuna karar verdim. Ama öncesinde salona gidip koltukta bıraktığım telefonumu aldım. Saati kurdum, başucuma koydum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder